21 Nisan 2011 Perşembe

Karaköy'ün dönüşümü: Çok yakındaa

Bugün Karaköy'deki Bankalar Caddesi'nde gece kulübü açılacağını duyduktan sonraki ilk tepkim "yok artık" olmuştu. Çünkü ben liseyi 5 yıl boyunca Karaköy'de (Avusturya Lisesi) okudum ve ben okurken -ki bu çok eski bir zaman değil, alt tarafı 2008- oralarda ne öyle hoş cafeler, butikler, butik hoteller hatta hatta gece kulüpleri yoktu. Hoş, hala bunlar tam olarak yok ama yakında hepsi olacak!

Heybetli ve muhteşem binalarıyla Bankalar Caddesi

Galata'nın son birkaç yıldaki dönüşümünden sonra sırada Karaköy var. 2008'de mi 2009'da mı ne yanılmıyorsam Tempo veya TimeOut dergisinde okumuştum işte Tünel'den sonra Şişhane, Galata, Karaköy ve Sirkeci sırayla dönüşecek, yeni hip ve cool semtler olacaklar diye. Ve valla tek tek tutuyor; bakın Şişhane, Galata ihya oldu.

Lisem bu bölgelere de baya yakındı ve inanın o zamanlar bana deselerdi ki Şişhane'de Big Chef's, Miss Pizza gibi yerler açılacak, ben onlara kısaca "hadi oradan" derdim. Hatta Galata ve Kuledibi'nde okul çıkışı yürüdüğümüz sokaklardaki dandik tabelacılar şık butikler ve cafelere dönüşecek deseler yine inanmazdım. Mesela Lastik Pabuç olarak bilinen yer eskiden net hatırlamasam da dandik bi dükkan veya tabelacıydı...

Lokanta Maya

Yani kısaca bu Galata'daki, Şişhane'deki dönüşümün sırası şimdi yavaştan Karaköy'de. Yakın zamanda açılan ve şimdiden oldukça popüler olan Lokanta Maya ve İstinyePark'taki Bej Kahve'nin Karaköy şubesi bu dönüşüme iki minik örnek. Yine Karaköy Lokantası ve Namlı'yı da sayabiliriz bunlara. Bankalar Caddesi'ne açılması muhtemel gece kulübü de pastanın üzerindeki krema olacak yani.

Karaköy Bej

Bu arada 2006 gibi Namlı'nın bulunduğu yerde "Carna" diye bir yer açılmıştı ve o bölgeye göre baya iyiydi, dünya mutfağından yemekler vardı ve lezzetliydi de ama tabii o zaman bölgede potansiyel yoktu ve tutunamayıp kapandı. Herhalde şimdi açılsaydı zarar falan etmezlerdi.

Yazının özü: Karaköy'ü takibe alın, daha sık adını duyacaksınız ;)

Fal kurabiyesi şeklinde cüzdan!

Çin restoranlarında minik sert kurabiyeler vardır ya hani içinden minik kağıtlarda fallar çıkar, belki "fortune cookie" dersem anlarsınız; kesin bi Amerikan filminde falan da görmüşsünüzdür. Neyse, bugün bi arkadaşım bu cüzdanı paylaşmış ve bana çok ilginç geldi çünkü bu bahsettiğim fal kurabiyeleri şeklinde yapılmışlar ve hatta içlerinden birer fal bile çıkıyormuş. Fiyatı ise bir bozuk para cüzdanı için pahalı: 65 dolar.
İlgilendiyseniz: http://www.dianaeng.com/shop/fortune-cookie-coin-purse/

12 Nisan 2011 Salı

Moleskine sadece defter markası olmaktan çıkarsa

Eveet başlıkta da okuduğunuz gibi, artık Moleskine defter, ajandalar dışında yakında çanta, yazma ve okuma aksesuarları gibi çeşitli ürünler de çıkaracak. Yeni koleksiyon; Okuma, Yazma ve Seyahat şeklinde üç seriden oluşuyormuş ve bu hafta Milano'da tanıtılmış.

Koleksiyonu İtalyan tasarımcı "Giulio Iacchetti" tasarlamış ve çeşitli çantalar, kılıflar, kalemler, okuma gözlükleri gibi ürünler varmış. Ve sanırım Mayıs ortası gibi de satışa sunulacaklarmış. Moleskine'in flickr ve facebook hesabından birkaç foto belki merakınızı biraz giderebilir:



Milano'daki lansmandan, yeni ürünleri görebilirsiniz

Ürünlerin ayrıntılı fotoları yok, artık buradan seçebildiğiniz kadar :)

Çok "Türk" tasarımlar

Pazar günü Hürriyet Pazar'da gördüm; MediaCat'in üç ayda bir yayınladığı tasarım ekinin yazıişleri ekibi bu ay Rafineri Reklam Ajansı olmuş ve çoooook başarılı bir iş çıkarmışlar!

Konu başlığı olarak "Tasarım Alaturka"dan yola çıkmışlar ve özetle Türklere dair alaturka klişelerle tasarımlar yapmışlar. Valla çok yaratıcı şeyler çıkmış ortaya, hatta Tavşan Kanı veya Bela-Savar (buradan da batıllığım çıkıyor ortaya:)) gibi bazı tasarımları piyasada olsa gidip alabilirim bile!

Favorilerim ise şunlar:
Bence gayet talep oluşabilir bu ürün için:)

Dantel araba kılıfı

KısmetApp haha























Bir de Türkçe Pop şarkısı yaratmak için şablon ve zarlar var ki BAYA başarılı. Hatta örnek şarkı bile yapmışlar, ki cidden hiçbir farkı yok piyasa şarkılarından. Tasarımların hepsini incelemek için: www.tasarimalaturka.com

29 Mart 2011 Salı

Nando's a veda

Türkiye pazarına geçtiğimiz yıl giren Portekiz restoran zinciri Nando's ne yazık ki resmen Türkiye'den ayrıldıklarını açıkladı. Valla daha bu Kasım'da tatma fırsatım olmuştu ve çok nadir gidebilmiş olsam da ben çok beğenmiştim Nando's'u ve açıkçası biraz üzüldüm.

 

5 yılda 60 restorana ulaşmayı hedeflerlerken bir yılı biraz aşkın bir sürede tüm dükkanlarını kapatıp gitme kararları kötü olmuş. Ama bence bu konuda kabahat Portekiz damak tadına alışamayan Türk müşteri değil, aynı şekilde yüksek fiyatların da çok büyük bir etken olduğunu zannetmiyorum. Mesela Go Mongo da Moğol ve Uzakdoğu mutfağı gibi "Türk damak tadına" biraz daha uzak lezzetler sunmasına ve de pahalı olmasına rağmen kaç yıldır üç şubesinde de devam ediyor.

Nando's'un hatası lokasyondu! 3 şubeleri vardı. Cevahir, Bağdat Caddesi, Ataköy Plus. Belki Cevahir tamam, hani kalabalık, her daim insan sirkülasyonu vs vs. Ama Ataköy Plus aslında biraz daha hitap ettikleri "A grubu"na uygun düşse de yeni açıldığından ve çok da popüler olmadığından o şube istediği ilgiyi çekememiş olabilir.

Bağdat Caddesi'nde ise sanki özellikle kapatmak için seçmişlerdi mekanın yerini. Yani o yere Midpoint bile açsan tutmayabilirdi öyle söyleyeyim (tüm Midpoint'ler her zaman tıklım tıklım olduğundan onu örnek verdim). Caddebostan'ın ilerisinde, "ana cadde hattı"nın birazcık dışına doğru bulunan bir yere hem de ara sokağa açmışlardı! Eh, bence yabancı ve yerli pazar rekabeti belki etken olabilir ama yanlış şube kararları daha mantıklı bir neden olabilir. Artık bize de o güzel limon soslu espetada'ları yurtdışında bulup yemek kalıyor.

26 Mart 2011 Cumartesi

Trend: Swatch New Gent serisi

Bu aralar fena dikkatimi çekiyor, herkesin kolunda Swatch'un New Gent koleksiyonundan olan saatlerden var. Önce benim herhalde dikkatimi yeni çekti dedim ama birkaç arkadaşım da yeni aldı, yok yok şu ara bu saatler çok revaçta! Bu yaz bol bol göreceğiz gibi geliyor bana, siz de en iyisi edinin bir tane ;)

Benim favorim siyah, kırmızı ve mavi olan; çok kararsızım :)

Kışın çıkan ana koleksiyon

İlkbahar koleksiyonundan, daha cıvıl cıvıl renklerle

21 Mart 2011 Pazartesi

Kaçırmayın: Festen / Kutlama

Geçtiğimiz haftalarda DOT'un en yeni oyunu olan Festen / Kutlama'ya gidebildim veee herkese tavsiye ediyorum. Aylar önceden bilet almamıza değdi kesinlikle!
 
Kısaca oyunu ve ortamı anlatayım: Oyun, Sarıyer'deki Koleksiyon mağazasının bahçesine kurulmuş çadırda oynanıyor. İlk başta seyircileri mağazanın içinde bekletiyorlar. Anlamadık başta n'olacak, nerede oynayacaklar vs. Sonra oradaki yetkili tipler sizi alıp çadırın oraya doğru götürürlerken bir de bakıyorsunuz ki bahçedeki merdivenlerde zaten oyun başlamış. Ardından "sahne"ye dalan araba vs. ile bir anda oyunu izlerken buluyorsunuz kendinizi. Aile kutlamasının konukları tek tek geliyorlar ve herkes gelince de çadıra geçiliyor. Dekor oldukça basit: büyük bir yemek masası var ve arkada bir tane yatak. Asıl olay yemek masasında geçiyor. Ama zaman zaman dış mekanı kullanmaya da devam ediyor oyun. Böylece sürekli bir gerçeklik katmış oluyor kendine.
 
Nereye oturduğunuz çok dert değil çünkü masa ve konumlar sürekli değişiyor, görüşünüzü pek etkileyen bir durum olmuyor yani.  Ama ön sırayı kapmanızı tavsiye ederim çünkü özellikle oyuncuların kavga sahnesinde, hemen ayağınuzın dibinde dövüşmeleri ayrı bir gerçeklik katıyor.

Oyun ise tipik bir DOT oyunu olarak çarpıcı ve gerici de aynı zamanda. Gerici derken geriyor anlamında tabii :) Mesela oyun sırasında git gide içim daraldı ve gerildim, yani amacına ulaşıyor diyebiliriz.
Bu arada baştaki o üçe bölünmüş yatak planını çok beğendim, çok yaratıcı bir yaklaşım olmuş; çok farklı ve yeni geldi, bunu da not düşeyim. :)

Kaçırmamanızı tavsiye ediyorum, bilet kovalamacaya bakın :)

16 Mart 2011 Çarşamba

Update: Nişantaşı Home Store

Cuma günü bir de baktım ki Nişantaşı'ndaki Home Store Cafe kapanmış ve yerine Gratis açılıyor! Çok alakasız geldi değil mi? Kesinlikle!

Zaten Home Store Cafe'leri pek sevmezdim o yüzden umursamadım ama kapanmasına ve de yerine Gratis'in açılmasına baya şaşırdım. Keşke yerine şöyle güzel bir cafe açılsaymış (sanki Nişantaşı'nda yeterince yokmuş gibi:)).