Sıla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sıla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Üniversite festivalleri sezonu başlıyor!

Eveet Mayıs ayı geldi ve üniversite bahar şenlikleri yakında başlıyor! Üniversiteli gençlik için İstanbul'daki göze çarpan festivallerini derledim :)

SuŞenlik, Offtown Festival adını almış, çıkan isim ise sahnesi eğlenceli olsa da adını duyunca bende bir heyecan yaratmayan Athena. Athena için Sabancı Üniversitesi'ne kadar ancak Sabancı Üniversiteliler gider. 24-25 Mayıs'ta.

Maltepe Üniversitesi programıyla bayağı iddialı duruyor: 23 Mayıs Duman, 24 Mayıs Ajda Pekkan, 25 Mayıs Tarkan. Duman 50-65 TL, Ajda Pekkan, 65-90 TL, Tarkan 90 TL. Program güzel olmuş ama taa Maltepe Üniversitesi'ne gitmek diye bi sorun var. Ayrıca fiyatlar bi üni etkinliği için fazla mı ne?

Kültür Üniversitesi'nde 8-9-10 Mayıs'ta sırasıyla; Serdar Ortaç, Murat Dalkılıç ve Demet Akalın çıkıyormuş. Şahsi fikrim: ancak üçü aynı gün olsa gidilir..

Genelde en iyi programı çıkaran Yeditepe Üniversitesi'nde ise bu yıl 7 Mayıs'ta Melis Danişmend, 9 Mayıs'ta Şebnem Ferah, 10 Mayıs'ta Teoman, Yalın ve Sıla olacakmış. Geçtiğimiz yıllarda Duman-Ajda Pekkan-Serdar Ortaç, Sertab Erener-Demet Akalın-Kenan Doğulu gibi programlar olduğundan bu yılki bi parça sönük geldi ama anlaşılan Teoman-Yalın-Sıla'yı dinledikten sonra dinleyicilere bi de rakı seansı gerekli olacak.

26 Kasım 2011 Cumartesi

Radara düşenlerden kısa kısa

Sıla'nın "Boş Yere" şarkısını radyoların deliler gibi çalmasıyla geç de olsa keşfettim. Normalde de Sıla şarkılarını pek sevmem, fazla arabesk gelir bana ama bu şarkısını beğendim. Baya hüzünlü olmuş.
Klip de güzel olmuş, çok güzel görüntüler var, mekan da Santorini olunca. Amaaa şarkının hüznüne aksi bir hava var klipte; Sıla hanımkızımız bronz bronz Santorini tepelerinde, sokaklarında endam ediyor. Tamam, gülüp dans etmiyor ve klip güzel olmuş ama yine de pek uymamış bence. Ama şarkıya kesin kulak verin.


Bu aralar diğer favori şarkım da Murat Boz'dan "Geri Dönüş Olsa". Ipod'umdan sürekli dinleyip, "geri dönüş olsaaa kalp sana geri dönmez miii" diye dolanıyorum, şarkının müziğini baya beğendim ki zaten şarkının müziği ve düzenlemesi Erdem Kınay'dan çıkmış, şaşırmamak lazım. Fakat klibe hiç girmiyorum, çok alakasız ve vasat olmuş.


Dün Sarah Jessica Parker'ın "I Don't Know How She Does It" filmini izledim. Eğer eğlenceli, aklınızı dağıtacağınız bir film izliyorsanız, ideal. En azından saçma salak bir film değil. Fakat doğru düzgün bir konusu da yok, sanki dizi bölümü gibi, böyle tanımlayamadığım bi saçmalığı vardı.
Filmde, Sarah Jessica Parker'ın da olmasıyla tabii böyle bi Sex and the City havası aldım. Tabii evli, çocuklu ve corporate kariyerli versiyonu. Bi de Sex and the City'nin ilk sezonunda böyle yan karakterler, sokaktan geçenler kameraya konuşurdu reality-showdaymış gibi; bu filmde de SJP'nin karakteri hakkında öyle yorum falan yapıyordu filmdeki yan karakterler vs, o açıdan da benzettim. Bir de filmdeki Momo karakterini çok sevdim, nedense böyle Momo gibi biraz çatlak, bazen soğuk tipler filmlerdeki dizilerdeki favori karakterlerim oluyor.


Twilight'ın ciddi bir fan kitlesi var Türkiye'de. Geçen hafta 450.000'e yakın bilet satılmış, baya şaşırttı beni. Yani biliyordum Twilight delisi kitleyi ama bir haftada 500.000'lik rakam yakalatacak bir kitle beklemiyordum. Benim ise ilgimi çekmiyor bu seri. Aslında ilk filmi baya beğenmiştim hatta ilk kitabı da almıştım (gerçi yarısında bayıp bırakmıştım) ve -evet itiraf ediyorum- baya merak edip ikinci filme de gitmiştim. Ama ikinci filmde aşşırı baymıştım, bi ara -şu an hayal meyal hatırlıyorum- yok İtalya'ya mı ne gidiyorlardı Edward'ı kurtarmaya, oralarda ruhumu teslim etmek üzereydim. Baktım bu seri gittikçe saçmalıyor, benim de Twilight merakım sona erdi.


Bu arada "Celal Tan ve Ailesi'nin Aşırı Acıklı Hikayesi"nin bir gişe filmi olmadığının ve pek iş yapmayacağının farkındaydım ama yoğun bir promosyon vardı; başrol oyuncuları kanal kanal, program program gezip, bi sürü gazeteye röportaj verince ben belki ilgi çeker diye düşünmüştüm; fakat ilk hafta sonunda box office'te 8. sırada ve sadece 13.000 küsur kişi izlemiş.

 Film, Altın Koza'dan "En İyi Film" dahil birçok ödülle döndü.

Son olarak da, açılalı baya bir zaman geçmiş olsa da, bu hafta Billionaire Club'a gittim. Ve baya beğendim! İçerisinin tasarımını çok başarılı buldum. Cam merdivenlerle aşağı iniyorsunuz, yüksek tavanı nedeniyle oldukça ferah içerisi -ki bu beğenmemde en büyük etken- locaları, oturma yerleri falan da güzel tasarlanmış ve ışık sistemi de baya iyi. Müzik konusunda bir yorum yapamayacağım çünkü gittiğim akşam özel bir parti vardı ve DJ, mekanın DJ'i değildi, ama normalde de güzeldir diye düşünüyorum. Rotanıza alabilirsiniz.

19 Kasım 2011 Cumartesi

Aklıma takılanlar

Yok "yerli J.Lo", "yerli Rihanna", "yerli Ricky Martin" vs. şimdi de "yerli Zac Efron" çıktı. Medyamız birilerini "yerli x" diye tanıtmaktan asla vazgeçemeyecek anlaşılan. Yerli Zac Efron, Best Model'da derece alan Barış Murat Yağcı imiş.


Saba Tümer sizce de gece kuşağına daha çok yakışmıyor muydu? "Saba Tümer'le Bu Gece" programının daha farklı bir havası ve klası yok muydu, hem de sohbet çok daha iyiydi. "Saba Tümer'le Bugün"de aynı etki yok gibi. Hatta programda hafiften Seda Sayan'ın eksikliği kapatılmaya çalışıyormuş gibi bile geliyor.


Tarkan'ın albümü hala en çok satan 10 albüm arasında diye yazmıştım geçen ay ama bugün dikkatimi çekti, Sıla'nın da "Konuşmadığımız Şeyler Var" albümü çıktıktan neredeyse tam bir yıl geçmesine rağmen bugün hala 10. sırada en çok satanlar arasındaydı Hürriyet Cumartesi'deki listede. Bu, özellikle Sıla gibi bu piyasada çok yeni olan bir isim için müthiş bir başarı.


12 Ağustos 2011 Cuma

KlipAnaliz: Oynama ve Kemal Doğulu'nun yaratıcılığı

Yıldız Tilbe, "Oynama" adlı yeni albümünü çıkarmış ve de Kemal Doğulu yönetmenliğinde çıkış şarkısı "Oynama"yı kliplemiş. Bu arada bu Oynama şarkısı, Marcus Miller'in Blast'iymiş, Yıldız Tilbe üzerine Türkçe söz yazmış.

Şarkı güzel olmuş, farklı olmuş ama klip çok kötü. Yani Kemal Doğulu'nun yaratıcılık sıfır sanırım, anlayamadım. Zaten belli başlı planları var, genelde çoğu klibinde onları kullanıyor. Bu klipte de aynısını yapmış.




Klibin büyük çoğunluğu bu kırmızı merdivenlerde geçiyor ki bir yaratıcılık yok yani, şarkının hareketine de pek uymamış. Bu arada belli başlı planlar derken 2sini paylaşayım sizlerle.
Birincisi, şarkıcı şarkısını söylerken üzerine tutulan hare ışık.

Kemal Doğulu & Hande Yener - Bir Yerde

Kemal Doğulu & Hande Yener - Bir Yerde

Hande Yener - Kibir

Kemal Doğulu - Üzgünüm

Yıldız Tilbe - Oynama

Bir de daha az rastladığımız, "şarkıcının sırtını bir yere yaslayarak şarkıyı söylemesi" var:

Yıldız Tilbe - Oynama

Hande Yener - Çöp

Sıla - Oluruna Bırak
Aslında daha çok örnek olabilir, tabii hepsini hatırlayamıyorum. Özellikle hare ışık olayında benzeyen birkaç tane daha hatırladım ama en birebir benzeyenleri paylaştım.

Bu kadar eleştiriyorum ama Kemal Doğulu'yu takdir ediyorum nereden başladı nereye geldi, yılmadan şarkı söylemeye, şarkı yapmaya devam ediyor falan ama her ne kadar Türkiye standartlarının üstünde klipler çekse, yönetmenlikte pek yaratıcı değil.

Yıldız Tilbe'nin Oynama klibiyle yazıyı sonlandırıyoruum.