1 Haziran 2012 Cuma

Nil Karaibrahimgil = Yaratıcılık

Bana göre Türk popunda hatta müzik piyasasında Nil Karaibrahimgil en yaratıcı isim olabilir. Sever misiniz sevmez misiniz bilmem ama zaten şarkıları, gazetedeki köşesindeki yaratıcı dünyasıyla hemen belli oluyor ama bana göre en çarpıcı olan ufak da olsa illa her projesine yaptığı yaratıcı dokunuşlar. Daima yaratıcı bir fikirler mevcut Nil Karaibrahimgil'in işlerinde.

Mesela geçen yaz çıkardığı single'da şarkısına yaptığı 4 farklı versiyonu sade, az şekerli, orta, çok şekerli gibi adlandırıp kafasına da kahve fincanı taktığı albüm kapağıyla bile yaratıcı bi iş koymuştu ortaya. Her işini büyük çaplı da küçük çaplı da olsa bi proje kılıfına sokuveriyor. İlk çıktığı zaman "Nil Dünyası" albümündeki dergi konsepti, ikinci albümü "Nil FM"deki radyo konsepti yapması ve her şarkıyı farklı bir müzik tarzına bürümesi; arabesk, jazz vs çok kreatif bi zekayı gösteriyor bence. Ayrıca pazarlama kafasını! :)

Yeni çıkardığı albümde de boş durmamış tabii ki de. Pazartesi Hürriyet'teki köşesinde yazdığı yazıda yeni projesini duyurdu; albümündeki sekiz şarkısına da mini klipler yapıp her gün birini hayranlarına sunmak!

Önce çok kararsız kalmış çıkış şarkısı için, içine hiçbiri tam sinmemiş. Sonra her bir şarkıdan 1 dk. alıp karma bir klip yapmak istemiş, megamix gibi ama "çok rahatsız edici, doyumsuz ve aptala çeviren bir iş"in ortaya çıktığını düşünüp ondan da vazgeçmiş. Vee her birini ayrı ayrı kliplemeye karar vermiş. Şarkılarından birer dakikalık kesitler yolladığı kişiler yaratıcı mini klipler yaratmışlar, Nil Karaibrahimgil de her gün bunları twitter sayfasından paylaşıyor. İlginç bir fikir olmuş açıkçası :)

31 Mayıs 2012 Perşembe

Cannes hakkında diğer şeyler



Cannes'ın asıl olayı film festivali dedim (buradan okuyadalın henüz okumadıysanız :)) pekiii tarihi kısmı nasıl, Cannes şehir olarak nasıl?


Valla tarihi kısmı -yani eski Cannes- bu kıyıdaki şehirlere çok benziyor. Zaten hepsinde mimaride bi İtalyan havası hakim; sarı-kırmızı-pudra renklerde evler, balkonlar, daracık sokaklar falan filan... Cannes, Güney Fransa'nın tarihi tadını çıkarmanın en iyi yeri değil. Buranın olayı festivali, lüks yaşamı, şatafatı, beach clubları, kumsalları vs vs.


Nasıl gezmeli?

Tren ile geldiyseniz (ki en mantıklı seçim) tren garı tüm Fransız şehirlerinde olduğu gibi burada da şehrin en merkezinde hatta burada baya bi merkezinde. Öyle ki; gardan inin, bir sokak aşağı yürüyün, H&M, Gap vs gibi daha uygun bütçeli veya mass market mağazaların bulunduğu caddeye iniyorsunuz. Bir sokak daha aşağı inince ta-daaa karşınızda film festivalinin de yapıldığı Palais des Congres (Kongre Sarayı)! Hemen sol tarafta lüks butiklerin, high end moda markalarının sıra sıra dizelendiği Boulevard de la Croisette, sağdan yürüyünce de marina ve eski şehir.

Gardan inip doğru yürüyünce Palais des Congres'ye çıkıyorsunuz.

Gezmek için önce sağdan devam edin derim. Marinayı görüp, hatıra fotoları çekinip eski şehre doğru yol alın. Zaten eski şehir kısmı küçücük, hemen dolanıverirsiniz. Orayı dolandıktan sonra da artık rıhtımındaki restaurantlarda şarabınızı mı yudumlarsınız, balığınızı mı yersiniz, bir tatlı yiyip yola devam mı edersiniz orası size kalmış.

Marina

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Merhaba, Cannes Film Festivali'nden bildiriyorum!!




Cannes: Festival turizmi nedirin örneği!

Her yer aşırı kalabalık, aşırı canlı, her milletten gazeteci var insanların çocuğunun boynunda press kartları, her milletten turist var ve de Paris Moda Haftası sırasında millet nasıl aşırı şık ve tarz idiyse, burada da herkes bi ayrı özenli, havalı havalı yürüyor sokaklarda. Her köşe başından bir ünlü çıkabilir havasında -ki çıkıyor da! Ama bunu daha sonra anlatacağım, hem heyecan olsun :)

Öncelikle dediğim gibi herkes aşırı şık! Basınla festivalle alakası olmayan normal gezmeye gelen insanlar bile (ki artık Avrupa'nın mı Fransa'nın mı dünyanın mı bilemeyeceğim ama zengin ve üst kesimden festival nedeniyle Cannes'a gelen çok insan varmış) çok stil, tarz, özenli vs. hatta az sonra galaya girseler, kırmızı halıda salınsalar olur; kimse fark etmez bile.


Cannes da zaten zenginlere oldukça hitap ediyor; mesela deniz kenarındaki uzuuun cadde Boulevard de la Croisette'te zaten sıra sıra en lüks markalar var, ne ararsanız ama! Ben mesela daha önce hiç Vertu mağazası görmemiştim, ilk burada gördüm. D&G, Prada, Cavalli vs vs. yani siz içinizden devamını getirin onlar var zaten orada.
Aynı caddede bir sürü brasserie ve restaurant da var ve en uygun fiyatlısı bile yine de pek uygun kalmıyor. Mesela en uygunlarında bile ana yemekler 20 euro'dan başlıyor. Buradaki kafelerde ünlü isimleri yakalayabilirsiniz ;)


Deniz kenarı kısmına geçerseniz plajın yanında beach clublar var. Mesela meşhur Nikki Beach gibi, yine baya meşhur olan Baoli gibi. Buralarda festival zamanı hep özel partiler olmuş, kapıda güvenlik kuş uçurtmuyordu. Bu mekanlar tam bizim Türkbükü beachleri tarzında ama bir tık daha üstü, baya high society.

Vee geleyim asıl bombalara, hani yazının başında azzzz sonra yapmıştım işte geliyor!! Croisette'te yürürken sıradan bir apartmandan Alec Baldwin çıkıverdi!! Ben anlamadım başta çünkü saçlarını boyatmış ama cidden oydu! Uzun süre eblek eblek algılamak için baktım, adam gülümseyip poz verdi fotoğrafa! "Can we take a photo" diye sormayı da ihmal etmedim tabii ama "Sorry, I am already late for a screening but thank you" dedi ve gitti Alec Baldwin. Valla hiç böyle bir cevap vermesini beklemiyordum haha.

27 Mayıs 2012 Pazar

Eurovision 2012'nin ardından...


Nedense son günlerde twitter'da Türklerin gazlarıyla, ilk 5'e girermişiz gibi bir ümide/hevese kapılmıştım amaaa ne yazık ki şarkı ilk çıktığında da (ne yazık ki haklı çıktım) bu şarkıyla ilk 10 anca olur demiştim. Bir parça gelen gurbetçi oyları da olmasaydı halimiz ne olurdu onu bilemiyorum.

Bu arada ben de yarışmayı buradaki exchange öğrencilerle beraber izledim ve Türkiye'deki "Can Bonomo süper yaa" gazının aksine Can Bonomo'yu da şarkıyı da hiç beğenmediler, biri çocuk şarkısı gibi dedi, biri çocuk çok tuhaf dedi, o sondaki gemi olma koreografisini çok komik buldular hatta yüksek sesle gülen oldu. Gecenin sonunda 7. olmamıza da baya bi şaşırdılar, ben de onların bu kadar şaşırmalarına şaşırdım açıkçası. Demek şarkımız cidden pek de parlak değilmiş?
(Ama hoşuma giden bi nokta oldu, bi Kanadalı çocuk bu arkadaki enstrümanlar Türk enstrümanları mı falan diye sordu, etnik melodileri beğenmiş. Hoş bir detay bu da.)


26 Mayıs 2012 Cumartesi

Yakındaa - Güney Fransa notları :)

Sonunda zaman ayırıp blog'a Erasmus'tan da bi şeyler yazacağım. Önümüzdeki iki hafta boyunca blogu geçen hafta gezdiğim Fransa'nın Provence-Cote d'Azur bölgesine yani genel bilinen haliyle Güney Fransa'ya adıyorum, tefrika takılacağım ;)

Sırasıyla henüz festival de yeni biterken sıcağı sıcağına Cannes ve Cannes Film Festivali, Grasse, St. Paul en Vence, Monaco & Monte Carlo, Menton ve son olarak da Nice. Takipte kalın ;)

Nice

16 Mayıs 2012 Çarşamba

BuBöyleymiş İKİ yaşında! :)


Niihii blogum tam ikinci yılını doldurdu! Zaman zaman boşlasam da, daha aralıklı yazsam da yola tam gaz devam! :)

Yıldönümünde 100.000 tıka ulaşmış olsaydı keşke ama bari bu yılın sonuna kadar yüz bini geçsin, en az 250 de takipçim olsun; bu da blogumun doğumgünü dileği olsun heheh :)

23 Nisan 2012 Pazartesi

Türkçe yaz hitlerinin ayak sesleri

Eveet yaz yaklaşıyor yavaştan ve şarkıcılar da yavaş yavaş şarkılarını paylaşmaya başladılar. Gerçi daha Nisan ayındayız ama bu ara tek tek duymaya başladık şarkıları.

Yine bol bol şarkı var bu yaz; bakalım kimler hit olacak kimler arada kaybolacak göreceğiz, ben şimdilik favorilerime girenleri paylaşıyorum :)

Öncelikle favorimden başlıyorum: Demet Akalın. Erdem Kınay'ın proje albümündeki iki şarkısı da, "Rota" ve "Emanet", yıkılıyor! Başta Rota'yı çok beğenmemiştim, pek Demet tarzına uymamış gelmişti, başka bir isimde olsa daha iyi olurmuş gibi gelmişti ama dinleye dinleye alıştım ve baya başarılı oldu aslında. Klip ise evet çok matah değil ama Demet Akalın standartlarına göre iyi sayılır. Emanet ise bence Rota'ya göre daha "catchy" ve benim daha favori parçam oldu, yazın ona da bir klip gelirse ortalık sallanır!

Bu arada Demet Akalın yaza çıkaracağı 22 şarkılık albümü sonbahara ertelemiş yani bu yaz Rota ve Emanet'e "emanetiz" (arada soğuk espri herkesin hakkı)


İkinci sırada -bet sesiyle- Sinan Akçıl geliyor. Şarkılarını dinlerken cidden bu adamın sesi kulak tırmalıyor, dayanamayacak gibi oluyor insan ama bir zaman sonra alışıyorsun da.. Şarkılar ise iyi, hakını vermek lazım. Albümün tamamı süper değil ama çıkış şarkısı "Fark Atıyor", Volga Tamöz aranjesiyle güzel olmuş, klasik bir göbek de attırmacalı Türkçe pop şarkısı olmuş. Milletin kopmaları şimdiden gözümün önüne geliyor. Ama benim asıl favorim ve bu yaz patlamasını umduğum "Terk Ediyorum (Küfür)" adlı şarkı süper olmuş! Öncelikle şarkının altyapısı süper olmuş ve sözlerini sevmesem de şarkı çok eğlendirici! Umarım patlar da bol bol etrafta duyarız! (Bu arada "Terkediyorum" şarkısında arada duyulan sesler -şarkının adına uygun şekilde- Hande Yener'in küfretmeleriymiş)


Bu yazın sürpriz ismi ise belli: Emir. Hani birkaç yıl önce Tarkan destekli çıkan bir şarkıcı vardı ya, "Ben Sen Olamam", "Eline Düştüm" gibi şarkıları vardı. Kaç yıldır bir şey yapmayınca ben herhalde ortadan kaybolur diye düşünmüştüm ama "Sudan Sebep" diye söz Yıldız Tilbe+müzik Gülşen+düzenleme Ozan Çolakoğlu= süper bir şarkıyla dönmüş. Şarkıyı ilk dinlerken insan "bu ne ya" falan oluyor ama ikinci, üçüncü dinleyiş derken bir de bakıyorsun ağzına dolanıvermiş. Oldukça hareketli, bu yazı zorlar bence. Ama klip çoook sıradan!!

4 Nisan 2012 Çarşamba

Demet Akalın vs. Hande Yener - Morhipo'dan eğlenceli reklam


Morhipo'nun yeni Hande Yener ve Demet Akalın'lı reklamına bayıldım, çok eğlenceli olmuş. Fikir biraz klişe olabilir ama güzel bir iş çıkmış sonunda. Reklam, Rafineri Reklam Ajansı'nın, ki bu ajansın reklamlarına fikirlerine bayılıyorum ben, hep yaratıcı ve başarılı işler çıkarıyorlar.

Demet Akalın ve Hande Yener'in seçilmesi de zekice, hem yurtdışında görmeye alışkın olduğumuz tarz işlerin Türk versiyonu için iyi isimler olmuş hem de medyada sürekli yer alan kavga vs olaylarıyla da seyircinin ilgisini çekebilecek, reklamın başarısını artırabilecek isimler.

Yalnız reklamın sonundaki "Seren Serengil'in sepeti" kısmı hoş olmuş ama onun yerine bir Gülşen, Hadise vs. olsa daha mantıklı olmaz mıymış, Seren Serengil bu iki isimle aynı klasmanda mı? Demet Akalın'dan kankalık kıyağı olmuş anlaşılan.


Ama reklam başarılı, hatta ben çok sevdim. Seri halinde devam da edecekmiş, merakla bekliyorum :)