veyaaa Küba'yı Ayhan Sicimoğlu'yla gezmek ister misin? O nasıl olacak mı diyorsun? More Travel adlı turizm şirketi "temalı yurtdışı turları" düzenlemeye başlamış. Tesadüfen internette gördüm ve ilk kez haberim oldu böyle temalı turların olduğundan.
Şu anda More Travel'ın beş tane tur programı bulunuyor: Onur Baştürk ile Mikonos, Ayhan Sicimoğlu ile Küba, Buket Uzuner ile New York, Savaş Karakaş ile Malezya ve Serra Yılmaz ile İtalya. Mikonos turu haricindekiler birer hafta gibi sürüyormuş ve kişi başı 3000-4000 euro arası değişiyor. Ki bu normal bir İtalya turuna göre elbette daha pahalı. Ama orayı gerçekten iyi bilen (mesela Serra Yılmaz ve İtalya) biriyle gezmenin keyfi hele ki Serra Yılmaz veya Ayhan Sicimoğlu gibi bir isimle oraları keşfetmenin apayrı bir zevki ve farkı olmalı. Gerçi şöyle bir handikap var: bu isimlerin rehberlik skillerinin nasıl olduğu çünkü bir insanın sadece o yeri çok iyi bilmesi yetmiyor, insan ilişkileri iyi olmalı ve çıkabilecek sorunlar karşısında serinkanlı olabilmeli. Bu turlara katılacak birinin ağzından yorumlarını dinlemek isterdim açıkçası. Acaba giden var mı? :)
İlginizi çektiyse programları şuradan inceleyebilirsiniz: More Travel
15 Temmuz 2011 Cuma
Mikonos'u Onur Baştürk'le gezmeye ne dersin?
Etiketler:
Ayhan Sicimoğlu,
Buket Uzuner,
Gezi,
More Travel,
Onur Baştürk,
Savaş Karakaş,
Serra Yılmaz,
Tatil,
Yurtdışı
Piksel Piksel Moda
Tokyo Moda Haftasında Sonbahar/Kış '11/'12 koleksiyonunu sergileyen Japon tasarımcı Kunihiko Morinaga'nın defile fotoğraflarını gördüm ve bayıldım ya! Piksel görüntü vererek yaratılan bu pattern'ların kullanılması çok yaratıcı bi fikir olmuş bence hem de hem ilginç hem hoş olmuş. Buyrun inceleyin:
Bu son fotoğraftaki tasarımlar defilede sergilenmemiş, gündelik hayatta da kullanılabilecek tasarımları Kunihiko Morinaga'nın. Açıkçası saati bulursam alırım, beğendim. Kravatı da eğer lisedeyken bulmuş olsam kesinlikle alırdım çok yaratıcı. Hatta belki daha renkli bir desen bile olur :)
10 Temmuz 2011 Pazar
İstanbul Bodrum'a taşındı!
Normalde olması gerektiği gibi 80’lere falan kadar İstanbulluların yazlık yerleri (yani sayfiyeleri) yine İstanbul civarındaymış. Yok işte; Adalar, Göztepe-Suadiye hattı, Kumburgaz, Tuzla, sonradan Silivri, Şile falan. Ama artık Bodrum var! Zira gitgide Bodrum, bir holiday spot’tan ziyade tam anlamıyla İstanbul sayfiyesi oldu. Bir bakın etrafınıza, herkes “İstanbul bomboş kaldı.” falan diyor ya çünkü o “herkes” Bodrum’da! Aslında bu yeni bir durum değil tabii ama bu yaz İstanbul mekanları da Bodrum’a akmış durumda. Piyasa olsun, Levendiz Meyhanesi, Suda Kebap olsun hepsi Bodrum’da şube açmış durumda. Malum Cookshop, Casita gibi İstanbul’da bulabileceğimiz başka yerler de zaten çoktandır var.
Tamam, orada 1-2 ay kalanlar için belki “özlem giderme” açısından tamam ama ben 1-2 haftalığına oraya gidenlerin de bu mekanlara akın etmesini anlayabilmiş değilim. Tatil demek farklı şeyler denemek de demek aynı zamanda, Ege’de kebap değil balık-meze yemek!
Yazının özeti: Bodrum’a bu sezon Piyasa, Levendiz Meyhanesi, Suda Kebap şube açtı.
Etiketler:
Bodrum,
Gece Hayatı,
Yeme-İçme,
yenilikler
Beni yüksek dozda bayanlar
Klibini görünce, şarkısını duyunca içimde önlenemez bir zaplama isteği doğuruyor şu isimler: Kolpa, Mustafa Ceceli, Yüksek Sadakat, Ferhat Göçer, Pinhani. Böyle o kadar mıy mıy o kadar bayık geliyorlar ki dayanamıyorum. Bu isimlerin bir şarkısı yerine belki de Petek Dinçöz’den bi şeyler dinlerim, DAHA İYİ!
Etiketler:
Ferhat Göçer,
Kolpa,
Mustafa Ceceli,
Müzik,
Yüksek Doz Bayma
26 Haziran 2011 Pazar
Bu sezonki favorim: Elio!
Atiye Sokak'ın yeni hali dediğim gibi çok güzel ve bu sokak üzerindeki yeni açılan Elio'yu atlamak olmaz :)
Sedef Adası'nda da bir şubesi olan Elio, İtalyan mutfağı ve yemekler oldukça güzel; hem de bu tarz bir yer için fiyatları oldukça makul kalıyor. Dekorasyonu çok sade, masa düzeni eski Zazie zamanına oldukça benziyor. Ve de eğer ön tarafta sokak üzerinde yer bulamazsanız arka bahçesini de tercih edebilirsiniz. Beyaz masaları, beyaz badanalı, çiçekli saksılarla donanmış duvarları ile bahçesi insana huzur veriyor, insan şehrin ortasında olduğunu bir an için unutuyor. Arkadaşlarla gelip, sohbet edip yemek yemek için ideal. Yalnız arka bahçe biraz fazla sıcak oluyor ama son gidişimde ona da çözüm bulmuşlardı, duvarlara vantilatör koymuşlar ki bu bayağı ferahlatmış.
Yemekler de dediğim gibi ağırlıklı İtalyan mutfağı, Zazie'nin pizzalarını seviyorduysanız merak etmeyin buranın pizzaları da sizi oldukça mutlu edecek :) Ben kabak ve patlıcanlı Ortalana pizzadan yedim ve oldukça güzeldi, aynı şekilde dört peynirli pizzası da enfes. Pizza fiyatları 16-25 civarında falan. Ana yemeklerden de bir kez Pollo Al Griglia'dan (Izgara Tavuk) yedim ki yanında gelen kuskusu ile çok lezzetli. Ana yemek fiyatları ise 25'ten başlıyor. Aynı şekilde makarnaları da çok güzel, soslarının kıvamını iyi tutturmuşlar. Makarnalar da 16-22 arasında. Ki bence bu fiyatlar bu tarz bir mekan için yazının başında da dediğim gibi oldukça makul.
Elio kesinlikle favorilerim arasına girdi, şimdiden 3-4 kez gittim; herkese de rahatlıkla tavsiye ediyorum :)
Bu arada: Aslında o kadar bahçesinden bahsedip bahçesinin bir fotosunu koymak isterdim ama internette bulamadım bir türlü :/ Sanırım kendimin artık fotoğraf makinesiyle blog için fotoğraflama yapmamın zamanı geldi. :)
Sedef Adası'nda da bir şubesi olan Elio, İtalyan mutfağı ve yemekler oldukça güzel; hem de bu tarz bir yer için fiyatları oldukça makul kalıyor. Dekorasyonu çok sade, masa düzeni eski Zazie zamanına oldukça benziyor. Ve de eğer ön tarafta sokak üzerinde yer bulamazsanız arka bahçesini de tercih edebilirsiniz. Beyaz masaları, beyaz badanalı, çiçekli saksılarla donanmış duvarları ile bahçesi insana huzur veriyor, insan şehrin ortasında olduğunu bir an için unutuyor. Arkadaşlarla gelip, sohbet edip yemek yemek için ideal. Yalnız arka bahçe biraz fazla sıcak oluyor ama son gidişimde ona da çözüm bulmuşlardı, duvarlara vantilatör koymuşlar ki bu bayağı ferahlatmış.
Yemekler de dediğim gibi ağırlıklı İtalyan mutfağı, Zazie'nin pizzalarını seviyorduysanız merak etmeyin buranın pizzaları da sizi oldukça mutlu edecek :) Ben kabak ve patlıcanlı Ortalana pizzadan yedim ve oldukça güzeldi, aynı şekilde dört peynirli pizzası da enfes. Pizza fiyatları 16-25 civarında falan. Ana yemeklerden de bir kez Pollo Al Griglia'dan (Izgara Tavuk) yedim ki yanında gelen kuskusu ile çok lezzetli. Ana yemek fiyatları ise 25'ten başlıyor. Aynı şekilde makarnaları da çok güzel, soslarının kıvamını iyi tutturmuşlar. Makarnalar da 16-22 arasında. Ki bence bu fiyatlar bu tarz bir mekan için yazının başında da dediğim gibi oldukça makul.
Elio kesinlikle favorilerim arasına girdi, şimdiden 3-4 kez gittim; herkese de rahatlıkla tavsiye ediyorum :)
Bu arada: Aslında o kadar bahçesinden bahsedip bahçesinin bir fotosunu koymak isterdim ama internette bulamadım bir türlü :/ Sanırım kendimin artık fotoğraf makinesiyle blog için fotoğraflama yapmamın zamanı geldi. :)
Etiketler:
Atiye Sokak,
Elio,
Nişantaşı,
Yeme-İçme
Durum raporu: Atiye Sokak
Daha önce Eylül'de yazmıştım Sarıgül'ün Nişantaşı projelerini paylaşmıştım. Projelerin Abdi İpekçi ayağı çok hızlı bitirildi ama Atiye Sokak'ın yayalaştırılması biraz daha uzun sürdü ve geçtiğimiz ay falan bitip daha yeni yeni şekilleniyor. Ama şimdiden şehrin yeni in noktası oldu bile!
Şu anda tüm sokak, cafelerin attığı masalarla dolu ve ne adım atacak bir yer var ne de oturmak için bulabileceğiniz bir masa!
Abdi İpekçi'nin kaldırımlarının genişletilmesi başta olmak üzere aslında karşı çıkmıştım ama Atiye Sokak'ın araçlara kapatılmasıyla yeni hali bence güzel olmuş. Aslında oldukça Asmalımescit'e benzer bir havaya girmiş sokak ama yine de Nişantaşı havasından da ödün vermiyor. Özellikle şu yaz günlerinde akşam henüz hava kararmamışken gidip, hafif bir yemekle güzel bir şarap içip orada oturmak çok keyif verici olmuş; fakat kışın nasıl olacak bilemeyeceğim. Bu yaz günlerine çok güzel gitmiş ama :)
Sokakta çeşit çeşit "her zevke göre" restaurant/cafe de bulabilmek mümkün ama sokakta masa kapmak oldukça zor. O yüzden bazen masa bulduğunuz yere gitmek durumunda da kalınabiliniyor :)
Sokaktaki mekanlar: Casita, Salomanje, House Cafe, Quick China, Kav Şarap Butiği (ister oturup bi şeyler de içebilirsiniz ister satın da alabilirsiniz) ve de Zazie'nin yerine açılan Elio ile Hardal ikilisi (bu arada bu komşu ikilide bir ironi de mevcut; birinin sahibi Mesut Yılmaz'ın ötekinin sahibi de Tansu Çiller'in oğlu)
Bu arada: masalar geçen haftalarda tüm sokağa yayılmış durumdaydı ama sokak sakinlerinin gürültü nedeniyle artan şikayetleri üzerine bi miktar azaltılmış, daha az yayılma durumu var artık.
Şu anda tüm sokak, cafelerin attığı masalarla dolu ve ne adım atacak bir yer var ne de oturmak için bulabileceğiniz bir masa!
Abdi İpekçi'nin kaldırımlarının genişletilmesi başta olmak üzere aslında karşı çıkmıştım ama Atiye Sokak'ın araçlara kapatılmasıyla yeni hali bence güzel olmuş. Aslında oldukça Asmalımescit'e benzer bir havaya girmiş sokak ama yine de Nişantaşı havasından da ödün vermiyor. Özellikle şu yaz günlerinde akşam henüz hava kararmamışken gidip, hafif bir yemekle güzel bir şarap içip orada oturmak çok keyif verici olmuş; fakat kışın nasıl olacak bilemeyeceğim. Bu yaz günlerine çok güzel gitmiş ama :)
| Sokağın yeniler: Elio ve Hardal |
Sokaktaki mekanlar: Casita, Salomanje, House Cafe, Quick China, Kav Şarap Butiği (ister oturup bi şeyler de içebilirsiniz ister satın da alabilirsiniz) ve de Zazie'nin yerine açılan Elio ile Hardal ikilisi (bu arada bu komşu ikilide bir ironi de mevcut; birinin sahibi Mesut Yılmaz'ın ötekinin sahibi de Tansu Çiller'in oğlu)
Bu arada: masalar geçen haftalarda tüm sokağa yayılmış durumdaydı ama sokak sakinlerinin gürültü nedeniyle artan şikayetleri üzerine bi miktar azaltılmış, daha az yayılma durumu var artık.
Etiketler:
Atiye Sokak,
Casita,
Elio,
Hardal,
House Cafe,
Nişantaşı,
Salomanje,
Yeme-İçme
16 Haziran 2011 Perşembe
Altın Kelebek'in kazananı
Altın Kelebek töreni çok konuşuldu/konuşuluyor, tabii ki malum Tarkan-Tuğba Ekinci olayı nedeniyle. Ben buna girmeyeceğim, ne de ödül alanlar çok ilgimi çekti. Benim dikkatimi çeken ve bence Altın Kelebek'in kazananı Hadise!
Neden mi?
Çünkü çok iyi bir sahne performansı, bir şov sergiledi. Cidden üzerinde uğraşmış, koreografisiyle, dansçılarıyla bu tarz ödül törenlerine yakışan bir performans sergiledi. Tabii diyebilirsiniz işte şuna özenmiş, şurası şöyleydi, yok şu hareket olmamış vs ama genel resme bakarsak ve bu tarz şovların Türkiye'de neredeyse hiç olmadığını düşünürsek oldukça önemli ve başarılı. Çünkü Türkiye'de bu tarz "performans icra etmeler" klasiktir: Şarkıcı çıkar, elinde mikrofonu şarkısını playback yapar; arada öne gelir, sağa gider, sola gider, el çırpar, eğer şarkıda göbek havasına yakın bir şey varsa biraz kıvırtır ve teşekkür edip iner.
Bence bu kadar yıllık Türk TVleri ve ödül törenleri artık daha iyi performanslar görmeyi hak ediyor.
Ayrıca Atiye'nin performansını da yabana atmamak lazım, her ne kadar klipteki koreografinin çok çok benzerini yinelemiş olsa da.
Neden mi?
Çünkü çok iyi bir sahne performansı, bir şov sergiledi. Cidden üzerinde uğraşmış, koreografisiyle, dansçılarıyla bu tarz ödül törenlerine yakışan bir performans sergiledi. Tabii diyebilirsiniz işte şuna özenmiş, şurası şöyleydi, yok şu hareket olmamış vs ama genel resme bakarsak ve bu tarz şovların Türkiye'de neredeyse hiç olmadığını düşünürsek oldukça önemli ve başarılı. Çünkü Türkiye'de bu tarz "performans icra etmeler" klasiktir: Şarkıcı çıkar, elinde mikrofonu şarkısını playback yapar; arada öne gelir, sağa gider, sola gider, el çırpar, eğer şarkıda göbek havasına yakın bir şey varsa biraz kıvırtır ve teşekkür edip iner.
Bence bu kadar yıllık Türk TVleri ve ödül törenleri artık daha iyi performanslar görmeyi hak ediyor.
Ayrıca Atiye'nin performansını da yabana atmamak lazım, her ne kadar klipteki koreografinin çok çok benzerini yinelemiş olsa da.
12 Haziran 2011 Pazar
Görmediğimiz Türkiye'yi görmediyseniz
Geçen ay yazdığım National Geographic'in sergisini kaçırdıysanız üzülmeyin, BuBöyleymiş sizin için burada :)
Ben de son gününde yakalayabildim ama kesinlikle buna değermiş. Türkiye'nin yıllar içinde nasıl değiştiğini, daha önce de dediğim gibi genç Cumhuriyet'in yavru adımlarını atarkenki dönemleri ve bunların "Batılılar"ın gözünden nasıl gözüktüğünü görmek açısından güzel bir sergi olmuş.
Buyrun en beğendiğim birkaç fotoğraf sergiden:
Ben de son gününde yakalayabildim ama kesinlikle buna değermiş. Türkiye'nin yıllar içinde nasıl değiştiğini, daha önce de dediğim gibi genç Cumhuriyet'in yavru adımlarını atarkenki dönemleri ve bunların "Batılılar"ın gözünden nasıl gözüktüğünü görmek açısından güzel bir sergi olmuş.
Buyrun en beğendiğim birkaç fotoğraf sergiden:
| Gülek geçidi inşa edilmeden önce... Bu nokta en rahat yeriymiş bu arada nota göre |
| Bambaşka bir ülke sanki... Soldaki fotoğrafın altındaki not: "Türkiye'de, dünyadakinin aksine kadınlar daha ön planda" |
| ne kadar çağdaş bir görüntü, şu anda ada vapurunda aynı tabloyu görmek imkansız |
Etiketler:
Kültür-Sanat,
National Geographic,
Sergi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

